İçeriğe geç
  • Dolar 49,3425 ▲ %0,13
  • Euro 55,2693 ▼ %0,06
  • Sterlin 65,3606 ▲ %0,14
  • Gram Altın 6.620,58 ▼ %0,36
  • Çeyrek Altın 10.841,11 • %0,00
  • Gümüş 96,06 ▼ %0,33
  • Bitcoin 4.123.012 ▲ %0,92
  • BIST 100 12.192,42 ▼ %0,60

Dünya

SEÇİME GİDERKEN KUZEY KIBRIS: KARMA OYUN MİRASI; SEÇİMSEL ALIŞKANLIKLARIN KIRILMASI

"Seçime Giderken Kuzey Kıbrıs" yazı dizisinin dördüncü yazısı, karma oyun kalkmasıyla ortaya çıkan yeni siyasal alanı, geçmiş iktidar dönemlerini sorgulayan seçmenin yönelimini ve ana muhalefetin değişim talebini çoğunluğa dönüştürme imkanını ele almaktadır.

Seçim sistemi değiştiğinde yalnızca oy verme yöntemi değişmez; partilerin seçmene ulaşma biçimi, adayların siyasal konumu ve iktidar yarışının dengeleri de yeniden kurulur. Kuzey Kıbrıs'ın 6 Aralık'ta yaşayacağı asıl kırılma burada ortaya çıkacaktır. Karma oy kalkmıştır, ancak bu yöntemin kişisel ilişkilere, aday tanınırlığına ve farklı partilere dağıtılan desteğe dayanan mirası seçmen hafızasında yaşamaktadır.

Önceki düzende seçmen, parti tercihini kişisel aday ilişkileriyle dengeleyebiliyor; farklı siyasal listelerden isimleri destekleyerek kendi oy bileşimini oluşturabiliyordu. Yeni sistem bu alanı daraltırken seçmeni daha açık bir siyasal tercihle karşı karşıya bırakmaktadır. Artık temel soru yalnızca hangi adayın tanındığı değil, hangi partinin ülkeyi yönetmeye hazır olduğudur.

Bu değişim, seçim sonuçlarını partilerin mevcut taban büyüklüğünden daha geniş bir alanda belirleyecektir. Karma oy kullanan, parti aidiyeti zayıflayan veya iktidarın uygulamalarından memnun olmayan seçmenin kararı yeni dönemin merkezine yerleşecektir. Seçimin yönünü, geçmişi değerlendiren ve geleceğe ilişkin güven arayan bu hareketli seçmen belirleyebilir.

Alışkanlık kırılması kimin lehine işleyecek

Karma oyun kalkması hiçbir partiye kendiliğinden üstünlük sağlamaz. Yeni düzen, toplumsal desteğini yalnızca adayların kişisel çevrelerine dayandıran partiler açısından daraltıcı; ortak program, güvenilir kadro ve yönetme iddiası kurabilen partiler açısından genişletici bir etki yaratacaktır.

Parti kimliği güçlü seçmen açısından büyük bir yön değişikliği beklenmeyebilir. Asıl mücadele, aday yakınlığı ile parti tercihi farklılaşan seçmen üzerinde yaşanacaktır. Bu seçmen, kişisel bağı ile ülke yönetimine ilişkin tercihi arasında karar verecektir.

Bu noktada muhalefetin önünde önemli bir alan açılmaktadır. İktidar partilerinden kopan seçmenin yönü önceden belirlenmiş değildir. Tepki kendiliğinden muhalefet desteğine dönüşmez. Seçmen, mevcut yönetimden neden uzaklaşması gerektiği kadar yerine gelecek seçeneğin ne yapacağını, bunu hangi kadroyla gerçekleştireceğini ve hayatında neyi değiştireceğini de görmek ister.

2022 seçimlerinde kullanılan yaklaşık 14 bin karma oyun yüzde 41'iningeçersiz sayıldığı açıklanmıştır. Yeni yöntemin geçersiz oyları azaltması önemlidir. Ancak siyasal sonuç bakımından belirleyici olan pusulanın sadeleşmesi değil, dağınık seçmen desteğinin hangi parti etrafında toplanacağıdır.

Geçmiş hükümet dönemleri sandığa taşınacak

Yeni seçim düzeni parti mührünü daha görünür hale getirirken siyasi sorumluluğu da doğrudan partilere yüklemektedir. Seçmen yalnızca açıklanan vaatleri değil, geçmiş hükümet dönemlerinde yapılanları ve yapılmayanları da birlikte değerlendirecektir.

Hayat pahalılığı karşısında gelirlerin erimesi, kamu hizmetlerindeki gerileme, liyakat sorunu, nüfusun bilinmemesi, göçün yönetilememesi, gençlerin ülkeden ayrılması ve üretimin zayıflaması birbirinden kopuk başlıklar değildir. Bunlar, yönetim tercihleri ile kamu politikasındaki eksikliklerin toplumun gündelik yaşamında biriken sonuçlarıdır. İktidar partileri bu tablonun sorumluluğunu adayların kişisel tanınırlığı arkasında görünmez kılamayacaktır.

Seçmenin geçmiş yönetim dönemlerini sorgulaması, muhalefete yönelimin en güçlü kaynağı olabilir. Bunun gerçekleşmesi için muhalefetin eleştiriyi yalnızca başarısızlık sıralamasına dönüştürmemesi gerekir. Her eleştirinin karşısına uygulanabilir bir çözüm, mali kaynak, sorumlu kadro ve ölçülebilir hedef konulmalıdır. Seçmen tepki oyuna değil, değişimin mümkün olduğuna ikna edilmelidir.

Parti mührü bu nedenle yalnızca bir aidiyet işareti değildir. Geçmişe ilişkin siyasal hüküm, gelecek için verilen süreli yetki ve seçim sonrasında hesap sorma hakkıdır. Bu anlayış yerleştiğinde seçmen-parti ilişkisi kişisel beklentiden kamusal sorumluluğa doğru ilerleyebilir.

Aynı gün iki seçim tek bir siyasal yön

Milletvekilliği ve yerel seçimlerin aynı gün yapılması, değişim arayışını iki ayrı sandıkta ortak bir siyasal iklime taşıyacaktır. Seçmen yerelde hizmeti, ulaşılabilirliği ve belediyecilik performansını; genel seçimde ekonomi, kamu yönetimi, nüfus, göç ve Kıbrıs meselesini değerlendirecektir. Tercih gerekçeleri farklı olsa da iki sonuç birbirini etkileyecektir.

Başarılı yerel yönetimler, bir partinin yalnızca eleştiren değil, yöneten ve sonuç üreten bir yapı olduğunu gösterebilir. Yerelde kurulan güven ülke yönetimi iddiasını güçlendirebilir. Buna karşılık genel siyasette oluşan tepki, iktidar partilerinin yerel adaylarını da etkileyebilir. Seçim kampanyası bu nedenle yerel ve genel siyaseti birbirinden koparan iki ayrı dil üzerine kurulamaz.

Ana muhalefet, belediyelerde ortaya koyduğu uygulamaları ülke ölçeğinde kuracağı yönetim modelinin kanıtına dönüştürmelidir. Sosyal belediyecilik, şeffaf bütçe, kamusal hizmet, yerel üretim, çevre ve kent hakkı alanlarında ortaya çıkan olumlu örnekler genel programla ilişkilendirilmelidir. Seçmene yalnızca ne yapılacağı değil, yapılabildiği de gösterilmelidir.

Aday seçmeninden program seçmenine

Üçüncü yazıda ele alınan aday seçmeninden parti ve program seçmenine geçiş, bu seçimin temel siyasal dinamiğidir. Adayın kişisel ilişkileri tamamen ortadan kalkmayacaktır. Ancak aday, kendi çevresinden oy toplayan bağımsız bir merkez olmaktan çıkarak ortak programın toplumdaki temsilcisine dönüşmek zorundadır.

Seçmen açısından da yeni bir ölçü ortaya çıkmaktadır. Hangi adayın daha çok kişiye ulaştığından önce hangi partinin gerçekçi hedef koyduğu, kaynak planı hazırladığı, yetkin kadro oluşturduğu ve verdiği sözü izlenebilir hale getirdiği sorgulanacaktır. Bu sorgulama güçlendikçe iktidarın geçmiş performansı ile muhalefetin yönetme yeterliliği aynı anda tartılacaktır.

Yeni dönemin belirleyici seçmeni; hayatındaki sorunlarla hükümet kararları arasındaki ilişkiyi kuran, programları karşılaştıran ve seçim sonrasında verdiği oyun hesabını soran seçmen olacaktır. Muhalefetin kazanma imkanı da bu seçmeni doğru okumaktan geçmektedir.

Ana muhalefetin önündeki siyasal alan

Sol siyaset, yeni dönemde yalnızca tarihsel kimliğine ve yerleşik parti tabanına dayanarak genişleyemez. Toplumun karşısına emeği koruyan, üretimi güçlendiren, hayat pahalılığıyla mücadeleyi gelir adaletiyle birleştiren ve kamu kaynaklarını toplum yararına kullanan bir yönetim programıyla çıkmalıdır.

Bu program, plansız göçü göçmen karşıtlığına dönüştürmeden nüfusu bilen; çalışma hayatını kayıt altına alan; ucuz emek sömürüsünü önleyen ve eşit yurttaşlık zemini kuran bir anlayış taşımalıdır. Gençlerin ülkede kalması, kadınların eşit katılımı, küçük işletmelerin korunması, yerel üretimin desteklenmesi, laiklik, demokrasi, şeffaflık ve Kıbrıs meselesinde siyasi eşitliğe dayalı çözüm iradesi aynı yönetim bütününün parçalarıdır.

Kuzey Kıbrıs'ta ana muhalefet konumundaki Cumhuriyetçi Türk Partisi, sol ve toplumcu siyasetin en geniş kurumsal temsil alanına sahiptir (ANKA Haber Ajansı). Ana muhalefetin görevi iktidarınyıpranmasını beklemek değil, toplumda biriken değişim talebine yön, program ve güven vermektir.

Seçim stratejisi yalnızca mevcut tabanı sandığa taşımaya dayanamaz. Ekonomik güvensizlik yaşayan, kamu hizmetlerinden memnun olmayan, gençlerin göçünden kaygı duyan, üretimin zayıflamasından etkilenen ve yönetimde adalet arayan kesimler ortak bir değişim programında buluşturulmalıdır. Bu çoğunluğun zemini köken, bölge veya kişisel bağlantı değil; adalet, liyakat, üretim, sosyal güvence ve hesap verebilirlik olmalıdır.

Değişim talebini çoğunluğa dönüştürmek

Seçimi kazanacak siyasal hat, herkese ayrı ve birbiriyle çelişen sözler vermekten değil, farklı toplumsal sorunların ortak nedenlerini görünür kılmaktan geçmektedir. Hayat pahalılığı yaşayan çalışanla ayakta kalmaya çalışan küçük işletmenin, ülkeyi terk etmeyi düşünen gençle geleceğinden kaygı duyan ailenin, kamu hizmetine erişemeyen yurttaşla üretimden koparılan kesimlerin talepleri ortak bir yönetim programında buluşabilir.

Ana muhalefet bu programı soyut vaatler düzeyinde bırakmamalıdır. Hangi sorunu önce çözeceğini, kaynağı nereden bulacağını, hangi kadroyla uygulayacağını, ilk yüz günde ne yapacağını ve beş yılın sonunda hangi sonucu ölçeceğini açıklamalıdır. Aday listeleri de bu iddiayı taşıyabilecek toplumsal temsil, uzmanlık, güvenilirlik ve çalışma kapasitesi üzerinden kurulmalıdır.

Kampanyanın merkezine adaylar arasındaki kişisel rekabet değil, ortak yönetim hedefi yerleştirilmelidir. Her aday aynı programın farklı toplumsal alanlardaki taşıyıcısı olmalı; yerel örgütler yalnızca oy isteyen yapılar değil, seçmenin sorununu programa ve karar süreçlerine aktaran kanallar haline gelmelidir.

Karma oyun kalkması solu kendiliğinden iktidara taşımaz. Ancak kişisel oy ağlarının etkisini daraltarak programı, kadroyu ve yönetim kapasitesini daha görünür hale getirir. Bu alan doğru değerlendirildiğinde iktidara yönelik tepki, dağınık bir memnuniyetsizlik olmaktan çıkarak ortak bir değişim iradesine dönüşebilir.

6 Aralık'ın asıl sorusu seçmenin yeni pusulayı öğrenip öğrenmediği değildir. Asıl soru, geçmiş dönemin sonuçlarını kimin doğru okuyacağı ve geleceğe ilişkin güvenilir yönü kimin göstereceğidir. Seçmen değişime hazırlanırken ana muhalefetin görevi bu değişimi beklemek değil, onu toplumsal çoğunluğa ve yönetme iradesine dönüştürmektir.

6 Aralık'ta seçmen yalnızca yeni sisteme göre oy mu kullanacak? Geçmiş hükümet dönemlerinin de hesabını mı soracak?

Mahmut Kanber

The post SEÇİME GİDERKEN KUZEY KIBRIS: KARMA OYUN MİRASI; SEÇİMSEL ALIŞKANLIKLARIN KIRILMASI appeared first on Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber.

Kaynak: Havadiskibris

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…